Pazarlama Ligi Seyir Defteri – İlk Yaprak
Türkiye’nin ilk dikey topluluk sitesi EyesBaby.com’un hayat hikayesi..
PART – I : Olağan tespitler…
Yıl 2005… Terhis belgemi yeni almış ve Doğan Holding iştiraklerinden Doğan Mobil Teknolojiler de sanat yönetmeni olarak kurumsal dünyaya ilk adımımı atmıştım. Çalışanlar bilir!.. Kah ve sigara molalarında yep yeni projelerle farklı hayal dünyalarında bir çok gel gitler yaşanır. Elif ve Mecit ile oturmuş çalışma masamızdan çok zaman geçirdiğimiz sigara odasında laflıyoruz. Gözümüz Elif’in yeni cep telefonunda. Şimdiye kıyasla kendi kafasından büyük mü büyük, bir o kadarda yetenekli bir telefon. Fotoğraf kalitesini ölçmek her zamanki gibi ilk yapılacaklar listesinde. Tabii ki telefon elimde. Elif’in gözünün fotoğrafını çekiyorum. Malumunuz laf lafı açıyor ve o zamanlarda hayatımızla iştigal olmamış sosyal ağların yoksunluğundan “Neden gözümüzün fotoğrafını paylaşabileceğimiz bir site olmasın?” diyoruz hep beraber. Herkesin aklına yatıyor… Kalpler yüksek ritimle çarpmakta… Heyecan dorukta… Hemen ekip kuruluyor. Tasarımı ben yaparım. Yazılımı bizim Arslan var, lazdır ama iyi yazılımcıdır, inanırsa yapar. Pazarlamaya Elif sen geçersin, Mecit sende projeyi yönetirsin paşam… E peki nerden kazanacağız? Ondan kolay ne var; göz bu, gördüğü herşey ister. Göze hitap eden her marka potansiyel reklam veren, sponsor… Derken kocaman bir dünyaya dönüyor ufak bir kıvılcımla başladığımız maceramız.

PART – II : Adını ben verdim, yaşını sen…
Bayağı düşündükten sonra önce projeye bir isim bulmaya karar veriyoruz ki bir projenin yaşam döngüsü ve sürdürülebilirliğinin anahtarı olsun. O olmadan ne bir kapı açılır nede proje başarıya ulaşır diye geçiyor aklımızdan. Uzun süre düşündükten, büyük küçük herkese danıştıktan sonra hem Vanilla Ice ‘ın ice ice baby şarkasına gönderme olsun, akılda kalsın ve beğenilsin umuduyla isim babası Mehmet sayesinde EyesBaby ismiyle taçlandırıyoruz projeyi. İsmimiz tamam… Temas noktamız; EyesBaby.com… Mehmet ekliyor; “Adını ben verdim, yaşını da sen verirsin…”

PART – III : Önemli olan çapı değil, işlevi…
İsmi bulunca, logoyu yapınca bitmiyor tabii ki. Başlıyoruz ihtiyaçları çıkarmaya. İnsanlar neden hoşlanır? EyesBaby.com’a neden girsinler? Bizde ne bulacaklar? gibi sürüsüne bereket sorularla ufaktan kurguluyoruz portalı. Önce anlamlandırıyoruz… EyesBaby; göz fotoğrafınız ile profil oluşturabildiğiniz, diğer kullanıcıların gözüne yorum yapabildiğiniz ve “ben insanı gözünden tanırım” edası ile arkadaşlık isteği gönderebildiğiniz bir topluluk sitesi. Peki ya neden? Hala sorunu çözemedik. Hemen tamamlıyoruz; yorum yaptıkça puan kazan, arkadaş oldukça puan kazan, puan verdikçe puan kazan diyoruz. Hatta -2, -1, 0, +1 ve +2 puan verirken, +2 puan kazandıran puan metodolojisini de ilk ozaman geliştiriyoruz. Hopaaa! Ne olucak bunca puan? Nasıl harcatacağız? Devamlı yeni birşeyler çıkıyor ve devamlı proje içinden çıkılmaz bir hal almaya başlarken markalardan toplayabileceğimizi düşündüğümüz bir hediye kataloğu oluşturuyoruz. Anlayacağınız üzere çokta aşina olmadığımız loyalty, puan sistemi, hediye kataloğu gibi spontane gelişen bir çok fonksiyon ekliyoruz siteye. İşlevsellik tamam, operasyona başlayabiliriz…

PART – IV : Saha deneyimi bir dünyaya bedel…
Uzun gece mesaileri sonunda görseller, metinler ve fonksiyon listesi hazır. Yazılım devam ederken biz Mecit’le sahaya inmeye karar veriyoruz. Bir iki sponsor markanın fikrini alalım, beğenirlerse hediye kategorilerini o markaların ürünleri ile taçlandıralım diyoruz. Hedef markalar zaten belli. Gözlük firmaları, lens firmaları, göz hastaneleri, kitapevleri ve daha niceleri. Dedikya gözün görebildiği herşeye dokunuyoruz diye… 1-2 hafta boyunca zorla aldığımız ilk marka toplantısından hüsranla dönüyoruz. Ne “Türkiye’de ilk olması” ne de bize göre çok mükemmel bir fikir olması değiştirmiyor bu sonucu. İlk aldığımız cevap nedense sirayet ediyor diğer toplantılarında son cümlelerine… “Önce bir açında bakalım…” Hırslanıyoruz, inandık bir kere. Artık dönüşümüz yok. İllaki yapacağız. Yayına geçiyoruz bir Cumartesi günü. Herkes bilgisayarın başında, son testler bitmiş artık ilk kullanıcıları kabule hazırız. Oda ne. Neden kimse üye olmuyor? Duyurmadık ki nasıl üye olunsun? Hemen eş dost aramaya başlıyoruz. Aynı gün 100 kullanıcı ile bir çok geri bildirim alınıyor. Yine en büyük sorunumuz puanlar. Kullanıcılar çok hızlı puan kazanıyor ve harcayamıyor. İşte o zaman “Ana Sayfada Gözünü Çıkartma” fonksiyonunu buluyoruz. 1 büyük, 25 küçük göz resmini sitenin ana sayfasına koyalım, kullanıcılar 250 puan ile büyük, 25 puan ile küçük profil resmi alanlarını satın alabilsinler diyoruz. Bu duruma en kızgınımız yazılımı üstlenen Arslan. Biz kurguluyoruz ama yapımının ne kadar zor olduğunu sadece o biliyor:)

PART – V : Kim bilir seni, sen bilinmiyorsan…
Böylelikle ikinci büyük sorunumuzun çözümüne geliyoruz. Hala yeni üye olan yok. Ufak bir mail datasına, anonim bir mail hesabı üzerinden başlıyoruz mail atmaya. Hedef; 1000 yeni üye. Her attığımız 1000 mailden 15 bilemedin 20 yeni üye geliyor. Ufak mail datamız gittikçe büyüyor, eklendikçe ekleniyor. Yeni hedefimiz; günde 1000 mail atmak oluyor. Ve nihayet 1000 kişiye 6-7 haftada ulaşıyoruz. Artık 1000 kişiden oluşan bir dikey topluluğumuz var. Şimdi bekleme ve dinleme zamanı. Herşey artık istediğimiz gibi. 1000 kişi kendi çevresine duyuruyor. Arkadaşları, aileleri, teyzeleri, amcaları, kuzenlerı derken 1 yılda 25.000 üyesi olan ve %90 aktif üyeye sahip, yeni eklenen göz kırpma (kırpandan -2, kıprtığına +2 puan kazandıran) ve gözlük gönderme (gönderenden -2, gözlük alandan -2 puan kaybettiren) fonksiyonları da dahil olmak üzere %100 fonksiyon kullanımı sağlatan kocaman bir dünya kuruyoruz. Anlaşmazlıkların boy gösterdiği, aile kavgalarına kadar dönen kriz yönetimini öğreniyoruz.

PART – VI : Hazırlıklı olmazsan, hazırlıksız yakalanırsın…
Ve hazin sonumuz. Minimum maliyetle hayata geçirdiğimiz tabiri caizse ilk göz ağrımız , pazarlamanın, yazılım geliştirmenin, proje yönetiminin, konsept geliştirmenin, sadakat ve puan metodolojilerinin, ödüllendirme kurgularının tecrübesel ve deneysel temelini attığmız EyesBaby.com’un bir hizmet sağlayıcıda gizlenen server’ı kapatılır. Elimizde ne bir database nede tekrar başlayabileceğimiz bir motivasyon kalır. Sadece bir domain… Geleceği düşünüp buna göre aksiyon planları oluşturmuyorsanız eğer hiç bir proje başarının yakınından bile geçemez, ancak başarıya giden yolda kendinize bir çok farklı ders ve tecrübe katmanızı sağlar. Günün sonunda buda en önemli kazanımınızdır. Başarıya giden yolda yılmayınız, yıkılmayınız!..