Platonik serzeniş

Bir kalemdir aslında şu anda yazdıklarımın sorumlusu, bir kağıt parçasının satırlarını doldurmama zorlayan ve içimdeki karamsar hücrelerin yansımasını aktaran diziler parçasıdır aklımdakiler…

Hiç anlam veremediğim bir günün bitimine doğru, aslında duymak istediklerim değildir duyduklarım. Halbuki duyamadıklarımın acısını çekmektedir iliklerime kadar bedenim. Halbuki duymak istediğim kelimeleri duymak istediğim kişilerden duyduğum zamanki mutluluktur kalemin anlattıkları. Aslında benim elim değildir kalemi tutan el, aslında satırları dolduran kelimeler benim değildir, aslında bu isyankar bedenimdeki hüsran, acı ve keder bana ait değildir. Nasıl mutluluk ellerimde değilse bu haykırışta benim değildir…

Satırları dolduran senin o imalı ihmalkar bakışlarındır. Bir türlü kendimi anlatamadığım kelimeleri bu satırlara dökmeyi çok isteyen düşüncelerim, açıklayamamanın umutsuzluğunu saçarken kelimelerime, bir bakışının bile hissettirdiği keyfi sen bilemezsin. Aslında bana bakarken keyif almanı düşleyen kelimelerim, kalemin ucundan yavaşça kıvrılan harflerin birleşimidir bütünü oluşturan.

Kaybetmemenin isteğidir bu stabil duruşum sana karşı olan, yoksa tutabilir miyim ki bu deli kelimelerimi kalemin ucundan satırlara akarken. Hissettiklerimi kaleme yazdırmayan bu korku; karanlık bir gecede şamdanla dolaşan sersefil oğlan gibidir yüreğimde. Gezdikçe büyür o acı, gezdikçe aydınlatır aslında kaybolmasını istediğim sancıları…

Start typing and press Enter to search